Yansıma mı, Yansıtma mı?
- Bozkurt Cendey

- 11 Ağu
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 12 Ağu

İnsanın görmekte en çok zorlandığı kişilerden biri kendisidir.
Gözlerimiz çevremizdeki pek çok şeyi görür. Kendimizi görebilmek içinse bir yansımaya ihtiyaç duyarız. Koçlukta sıkça kullanılan ayna benzetmesi de buradan gelir. Koçun, danışanın söylediklerini ve davranışlarını ona yansıtan bir ayna olduğu söylenir.
Bu benzetme koçluğu kısaca anlatmak için yararlı olsa da bana göre eksik kalıyor.
Ayna yalnızca karşısında bulunanı, bulunduğu açıdan ve belirli bir anda gösterir. Görüntü aynanın büyüklüğü, konumu ve yüzeyinin niteliğiyle sınırlıdır. Ayna eğikse görüntü değişir. Yüzeyi bozuk veya kirliyse yansıma da bundan etkilenir.
Koçun gözlemleri de kusursuz ve tarafsız bir yansıma değildir.
Her koç danışanını kendi deneyimleri, bilgisi, değerleri ve varsayımlarıyla birlikte dinler. Bu etkilerin bütünüyle ortadan kaldırılması mümkün olmayabilir. Önemli olan, koçun bunların farkında olması ve kendi gördüğünü mutlak gerçek gibi sunmamasıdır.
Koç bir şeyi fark ettiğinde bunu kesin bir tespit olarak değil, araştırılabilecek bir gözlem olarak paylaşabilir.
“Ben burada şunu fark ettim. Bu gözlemim sende nasıl bir karşılık buluyor?”
Böyle bir soru yansıtmayı hüküm olmaktan çıkarır. Koçun gördüğü şey, danışanla birlikte araştırılan bir olasılığa dönüşür. Danışan gözlemi anlamlı bulabilir, farklı yorumlayabilir veya kendisinde bir karşılığı olmadığını söyleyebilir. Gözlemin anlamına karar veren danışandır.
Koçluk yalnızca danışanın söylediklerini tekrar etmekten ibaret değildir. Koç kullanılan sözcükleri, duygulardaki değişimleri ve tekrar eden düşünce veya davranış biçimlerini fark edebilir. Sorular, sessizlik, gözlemler ve benzetmeler aracılığıyla danışanın farklı bakış açılarını incelemesine yardımcı olabilir.
Ancak bu, koçun danışanın göremediği bütün gerçeği gördüğü anlamına gelmez.
Daha önce koçu anlatmak için uçan göz benzetmesini de kullanmıştım. Uçan bir göz daha geniş bir alanı görebilir. Fakat onun görüntüsü de bulunduğu yüksekliğe, kullandığı merceğe ve baktığı yöne bağlıdır. Daha geniş görmek, bütünü görmek anlamına gelmez.
Hiçbir bakış açısı yaşananların tamamını tek başına kapsayamaz.
Bu nedenle koçluğu anlatan en uygun benzetme belki de ne ayna ne de uçan gözdür.
Koçluk, kişinin kendisine ve içinde bulunduğu duruma farklı pencerelerden bakabildiği ortak bir araştırma alanıdır. Koç bu alana dikkatini, merakını, sorularını ve gözlemlerini getirir. Danışan ise kendi deneyimini araştırır ve gördüklerinin kendisi için ne ifade ettiğine karar verir.
Ayna yalnızca görüntüyü yansıtır.
Koçluk ise kişinin yansımanın ötesine bakmasına, gördüklerini sorgulamasına ve kendi anlamını oluşturmasına destek olur.
Kaynak
International Coaching Federation PCC değerlendirme ölçütleri




Yorumlar