top of page

Yapay zekâ koçluğu hakkında yaptığım doktora araştırması

Yapay zekâ koçluğu kullanıcı deneyimleri araştırmasını temsil eden görsel

Bu araştırmanın çıkış noktası, bir danışanımın söylediği şu cümle oldu: “Artık yapay zekâyla da koçluk yapılıyormuş.”

İlk tepkim kaygıydı. Yapay zekâ benim mesleğimi de devralabilir miydi? Çünkü benim için koçluk yalnızca doğru soruları sormaktan, hedef belirlemekten veya bir eylem planı oluşturmaktan ibaret değildir. Koçluk; güvene dayalı bir ilişkiyi, etik sorumluluğu, dikkatle dinlemeyi, söylenenlerin yanı sıra söylenmeyenleri de fark etmeyi ve anlamın birlikte oluşturulmasını içeren insani bir süreçtir.

Daha sonra asıl sorunun, yapay zekânın insan koçların yerini alıp alamayacağından daha kapsamlı olduğunu fark ettim.

Yapay zekâ koçluğunu kullanan insanlar bu deneyimi nasıl yaşıyor ve yaşadıkları şeyi gerçekten koçluk olarak görüyor mu?

Yapay zekâ destekli koçluk son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. Her zaman erişilebilir olması, daha düşük maliyetle sunulabilmesi ve coğrafi sınırlara bağlı kalmaması, koçluğun daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilir. İnsanların yargılanma kaygısı duymadan hassas konuları paylaşabilmesi de bu sistemleri çekici hale getirebilir. Büyük dil modellerindeki gelişmelerle birlikte, yapay zekâyla gerçekleştirilen görüşmeler giderek daha doğal ve insana benzer bir nitelik kazanıyor.

Ancak erişilebilirlik tek başına anlamlı bir koçluk deneyimi oluştuğunu göstermiyor. Yapay zekâ ile kurulan etkileşim büyük ölçüde kullanıcının ifade edebildikleri üzerinden ilerliyor. Oysa bir kişinin görüşmeye getirdiği konu, her zaman üzerinde çalışılması gereken asıl konu olmayabilir. İnsan koç; soruların, sessizliklerin, duyguların ve görüşme sırasında ortaya çıkan değişimlerin yardımıyla başlangıçta görünmeyen başka bir meseleyi fark edebilir. Kullanıcının kendi durumunu açıkça tanımlayamadığı bir durumda yapay zekânın bunu ne ölçüde yapabileceği önemli bir sorudur.

Burada bir başka mesele daha ortaya çıkıyor: Bir sistemin belirli hedeflere ulaşmaya yardımcı olması, onun gerçekten koçluk yaptığı anlamına gelir mi? Koçluğun ilişki, güven, empati, etik sorumluluk ve birlikte anlam oluşturma gibi temel unsurları yapay zekâ etkileşiminde ne ölçüde bulunabilir? Yoksa “yapay zekâ koçluğu” olarak adlandırılan şey, koçluktan farklı bir gelişim desteği biçimi midir?

Oxford Brookes Üniversitesi’nde yürüttüğüm doktora araştırmamda bu sorulara kullanıcıların deneyimleri üzerinden yaklaşıyorum. Araştırmam; yapay zekâ koçluğunu kendi tercihleriyle kullanan bireylerin yanı sıra, bu sistemleri çalışanları için seçen ve uygulayan kurumların deneyimlerini de kapsıyor. İnsanların bu araçları neden kullandıklarını, onlardan ne beklediklerini, yaşadıkları etkileşimi nasıl değerlendirdiklerini ve bu deneyime nasıl anlam verdiklerini anlamaya çalışıyorum.

Araştırmanın amacı, yapay zekâ koçluğunu savunmak veya reddetmek değil. Teknolojinin neler yapabileceğine ilişkin varsayımlardan hareket etmek yerine, insanların gerçekte ne yaşadıklarına odaklanıyorum. Çünkü yapay zekâ koçluğunun geleceği yalnızca teknolojinin kapasitesiyle değil, insanların onu nasıl deneyimlediği ve bu deneyimi nasıl anlamlandırdığıyla da şekillenecek.

Araştırmamın temel sorusu şudur:

İnsanlar yapay zekâ koçluğunu nasıl deneyimliyor ve bu deneyimlerine nasıl anlam veriyor?

Doktora araştırmam devam etmektedir. Bulgular ve sonuçlar henüz yayımlanmamıştır.

Bozkurt Cendey amblemi

Liderlik yolculuğunuzda deneyimli ve güvenilir bir ortak.

© 2026 Cendey Koçluk, Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page