İş ve Yaşam Dengesi
- Bozkurt Cendey

- 11 Ağu
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 5 gün önce
Çalışanların sıkça sözünü ettiği bir kavram var.
İş ve yaşam dengesi.
Bu ifade, işimize ve özel yaşamımıza her gün eşit miktarda zaman ayırmamız gerektiği izlenimini verebilir. Sanki bir tahterevallinin tam ortasında durmalı ve ağırlığımızı iki tarafa da eşit dağıtmalıyız.
Peki denge gerçekten eşitlik midir?
Bence değildir.
Bu benim görüşüm.
İş ve yaşam dengesi, her iki alana da aynı süreyi ayırmak değil, iş ile iş dışındaki yaşamın ihtiyaçlarımız ve önceliklerimizle uyumlu olmasıdır. Bu uyum herkes için aynı biçimde kurulmaz. Yaşamın bazı dönemlerinde iş, bazı dönemlerinde ise aile, sağlık veya kişisel ihtiyaçlar daha fazla zaman gerektirebilir.
Burada yalnızca ne kadar zaman ayırdığımız değil, bu zaman üzerinde ne ölçüde söz sahibi olduğumuz da önemlidir.
Sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamanın niteliği değerlidir. Onları gerçekten dinlemek, ihtiyaçlarını anlamak ve birlikte olduğumuz ana dikkat vermek ilişkilerimizi güçlendirebilir.
Ancak kısa ama nitelikli zamanın her koşulda yeterli olduğunu söylemek de doğru değildir. Sürekli uzun saatler çalışmak, dinlenememek ve özel yaşama düzenli olarak zaman ayıramamak yalnızca daha yaratıcı planlar yaparak çözülemez.
İş ve yaşam arasındaki uyumsuzluk her zaman kişinin zamanını iyi yönetememesinden kaynaklanmaz. İş yükü, yöneticinin beklentileri, kurum kültürü, ekonomik zorunluluklar ve bakım sorumlulukları da bu dengeyi etkiler.
Dolayısıyla bütün sorumluluğu çalışana yüklemek gerçekçi değildir. Çalışan kadar işverenin de çalışma saatleri, iş yükü, esneklik ve sürekli ulaşılabilir olma beklentisi üzerinde düşünmesi gerekir.
Yine de kendi etki alanımızda yapabileceklerimiz vardır.
Yaşamımızda zamanımızı alan faaliyetleri gözden geçirebiliriz.
Bizim için önemli olan kişilere ve etkinliklere takvimimizde yer ayırabiliriz.
Çalışma saatleri dışında ulaşılabilir olma sınırlarımızı mümkün olduğunca belirleyebiliriz.
Dinlenmeye ayrılan zamanı boş veya verimsiz zaman olarak görmemeyi öğrenebiliriz.
İş ve özel yaşam arasında geçiş yapmamızı kolaylaştıracak küçük alışkanlıklar geliştirebiliriz.
Dengenin bozulmasına neden olan koşulları yöneticimizle veya ilgili kişilerle açıkça konuşabiliriz.
İş ve yaşam dengesi, her gün aynı noktada duran kusursuz bir tahterevalli değildir. Zaman içinde değişen ihtiyaçlarımızı fark etmek ve mümkün olduğunca bunlara uygun seçimler yapabilmektir.
Bazen işe, bazen ailemize, bazen de yalnızca kendimize daha fazla yer açmamız gerekebilir.
Mesele hiç sarsılmamak değil, dengenin ne zaman ve neden bozulduğunu fark edebilmektir.





Yorumlar