İçimizdeki Heykeli Ortaya Çıkartmak

Güncelleme tarihi: 1 Eyl

Michelangelo, Pietà’yı henüz yirmili yaşlarının başındayken, Davut’u ise birkaç yıl sonra yaptı. Rönesans heykel sanatının başyapıtları arasında gösterilen bu eserler, mermer gibi sert bir malzemeye nasıl canlılık ve duygu kazandırılabileceğinin çarpıcı örnekleridir.
Michelangelo’nun sanat anlayışında heykel, mermer bloğa sonradan eklenen bir biçimden çok, taşın içinde saklı olan formun ortaya çıkarılmasıdır. Sanatçının görevi ise bu formu örten fazlalıkları dikkatle yontmaktır.
Bu yaklaşım, insanın kendi gelişimi hakkında da düşündürücü bir benzetme sunuyor:
İçimde ortaya çıkarmak istediğim kişi kim?
Beni sınırlayan alışkanlıkların, korkuların ve kabullerin ne kadarını görebiliyorum?
Olmak istediğim kişiye yaklaşabilmek için nelerden vazgeçmem gerekiyor?
Gerçekten vazgeçmeye hazır mıyım, yoksa bana engel olduğunu bildiğim şeylere tutunmayı mı sürdürüyorum?
Bir heykelin ortaya çıkabilmesi için yalnızca yontmak yetmez. Öncelikle ortaya çıkarılmak istenen biçimin görülmesi gerekir. Kendi gelişimimizde de yönümüzü belirlemeden neyi koruyacağımıza, neyi değiştireceğimize ve neyi geride bırakacağımıza karar veremeyiz.
Bu nedenle belki de önce şu soruları sormalıyız:
Nasıl bir insan ve lider olmak istiyorum?
Bugünkü seçimlerim bu yönde ilerlememi sağlıyor mu?
Hayalimdeki kişiyle aramda hangi engeller bulunuyor?
Bu engellerden hangilerini değiştirebilir, hangilerini kabul edebilir ve hangilerini geride bırakabilirim?
Kendimizi geliştirmek her zaman yeni şeyler eklemek anlamına gelmez. Bazen asıl gelişim; artık bize hizmet etmeyen düşünceleri, alışkanlıkları ve yükleri fark ederek onları bırakabilmektir.
Belki de mesele, kendimize başka bir kimlik kazandırmak değil; fazlalıkların altında kalmış olanı görünür hâle getirmektir.




Yorumlar