Avatarımdan Koçluk Alır mıydınız?

Güncelleme tarihi: 31 Ağu

Bu yazıyı ilk olarak 2022 yılında yazdım. O dönemde mesleki konferanslarda en sık tartışılan konulardan biri koçluğun geleceğiydi.
Yapay zekâ koçların yerini alabilir miydi?
Bir gün karşımızda bir insan yerine dijital bir avatar mı olacaktı?
O yıllarda bunlar daha çok geleceğe yönelik sorulardı. Bugün ise yapay zekâ destekli koçluk uygulamaları kullanılıyor ve bu uygulamalar akademik araştırmalara konu oluyor. Dolayısıyla artık yalnızca yapay zekânın koçluk yapıp yapamayacağını değil, insanların bu deneyimi nasıl yaşadığını ve hangi koşullarda yararlı bulduğunu da konuşuyoruz.
Yapay zekâ kullanıcıya günün her saatinde ulaşabilir. Hedef belirlemeye yardımcı olabilir, sorular sorabilir, önceki görüşmeleri hatırlayabilir ve konuşmalardaki bazı örüntüleri fark edebilir. Çok sayıda veriyi kısa sürede değerlendirebilir ve farklı seçenekleri bir araya getirebilir.
Bunlar küçümsenecek özellikler değil.
Bazı kullanıcılar bir makineyle konuşurken daha rahat hissedebilir. Yargılanmayacaklarını düşünerek kendilerini daha açık ifade edebilirler. Bazıları ise insan ilişkisinin, karşılıklı güvenin ve gerçek bir kişi tarafından anlaşılmanın eksikliğini hissedebilir.
Bu nedenle yapay zekâ koçluğu herkes için aynı deneyimi sunmaz. Kullanıcının beklentileri, ele aldığı konu, uygulamanın tasarımı ve verilerin nasıl kullanıldığı bu deneyimi etkileyebilir.
Yapay zekânın sunduğu imkânların yanında önemli riskler de bulunuyor. Kişisel verilerin korunması, gizlilik, hatalı yönlendirme, algoritmik önyargılar ve insan deneyiminin gereğinden fazla basitleştirilmesi bunlardan bazılarıdır. Sistemin kullandığı dilin empatik görünmesi, gerçekten empati kurduğu anlamına da gelmez.
Bu noktada insan koç ile yapay zekâyı basit bir üstünlük yarışına sokmanın doğru olmadığını düşünüyorum.
Bu benim görüşüm.
Asıl soru hangisinin diğerinin yerini alacağı olmayabilir. Hangi ihtiyacın, hangi kullanıcı için, hangi koçluk biçimiyle daha iyi karşılanabileceğini araştırmak daha anlamlıdır.
Yapay zekâ yapılandırılmış düşünme, hedef takibi, hatırlatma ve sürekli erişim gerektiren durumlarda yararlı olabilir. İnsan koç ise karmaşık duyguların, ilişkisel dinamiklerin, etik ikilemlerin ve bağlama özgü deneyimlerin ele alınmasında farklı bir katkı sunabilir. İnsan ve yapay zekânın birlikte kullanıldığı karma modeller de ayrı bir seçenek oluşturabilir.
Koçlar açısından mesele yalnızca işlerini kaybetme riski değildir. Yapay zekâyı sorgulamadan kullanmak da bütünüyle reddetmek de sağlıklı bir yaklaşım görünmüyor. Koçların bu teknolojinin imkânlarını, sınırlarını ve etik risklerini anlamaları gerekiyor.
Bugün geldiğim noktada yapay zekânın koçluğun dışında kalacağını düşünmüyorum. Ancak insan koçluğunun tamamen yerini alacağını söylemek için de yeterli kanıt bulunmuyor.
Belki de geleceğin temel sorusu şudur.
Yapay zekâ insan koçun yerini alacak mı?
Yoksa insan ve yapay zekâ, koçluk deneyimini birlikte yeniden mi şekillendirecek?




Yorumlar