10 Ay 10 Beceri

Güncelleme tarihi: 31 Ağu

Geleceğe hazırlanan liderler başarıyı yalnızca bireysel performanslarıyla değerlendirmiyor. Kurumlarının çalışanlar, müşteriler ve toplum üzerinde yarattığı etkiyi de önemsiyorlar.
Kişisel olarak öne çıkmak yerine ekiplerinin ve kurumlarının başarısına odaklanıyorlar. Her sorunun cevabını kendilerinin vermesi gerektiğini düşünmüyor, karar süreçlerine çalışanlarını da katıyorlar. Varsayımlarla hareket etmek yerine ölçüyor, değerlendiriyor, deniyor ve sonuçlara göre yaklaşımlarını geliştiriyorlar.
Sabit düşünce kalıpları yerine öğrenmeye açık bir tutum benimsiyorlar. Koçluk ve mentorluk becerilerinden yararlanarak ekip arkadaşlarının sorumluluk almalarını ve gelişmelerini destekliyorlar.
Bu yaklaşımın çalışan bağlılığı, iş birliği ve kurum kültürü üzerinde olumlu etkileri olabilir. Ancak çalışanların kurumda kalmasını sağlamak artık yalnızca insan kaynaklarının sorumluluğu değildir. Yöneticilerin davranışları, çalışanların kendilerini güvende, değerli ve sürecin bir parçası olarak hissedip hissetmemelerinde önemli rol oynar.
Çalışanlar yalnızca yönetilmesi gereken bir kaynak olarak değil, kurumun kararlarına ve sonuçlarına katkı sağlayan kişiler olarak görülmek istiyor.
Kurum kültürünü geliştirmek isteyen yöneticilerin önce kendi davranışlarına bakmaları gerekir. Çalışanlardan açık iletişim, sorumluluk ve iş birliği beklerken bu davranışları kendilerinin ne ölçüde gösterdiğini de sorgulamalıdırlar.
Buradaki “detoks” sözcüğünü bir benzetme olarak kullanıyorum. Amaç, yöneticilik yaklaşımımızdaki artık işe yaramayan alışkanlıkları fark etmek ve bunların yerine daha etkili davranışlar geliştirmektir.
Bunun için on ay boyunca her ay tek bir yöneticilik becerisine odaklanmayı öneriyorum. Bir beceriyi yalnızca okumak veya anlamak yeterli değildir. Onu gündelik çalışma hayatında denemek, sonuçlarını gözlemlemek ve düzenli geri bildirim almak gerekir.
Aşağıdaki sıralamayı kendi ihtiyaçlarınıza göre değiştirebilirsiniz. Önemli olan, her ay seçtiğiniz beceriye bilinçli ve düzenli biçimde odaklanmaktır.
1. Ay: Varsayımlarınızı fark edin
İlk ay boyunca insanlar, olaylar ve sonuçlar hakkında yaptığınız varsayımları gözlemleyin. Varsayımlar çoğu zaman fark edilmeden kararlarımızı ve davranışlarımızı etkiler.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
Hangi durumlarda varsayım yapıyorum?
Bu varsayımı hangi bilgiye dayandırıyorum?
Varsayımımın kararlarıma ve ilişkilerime etkisi ne oluyor?
Varsayımımı doğrulamak için hangi soruyu sorabilirim?
Daha fazla bilgi edinmeden sonuca varmamı ne tetikliyor?
2. Ay: Daha güçlü sorular sorun
İkinci ay soru sorma biçiminize odaklanın. İyi bir soru yalnızca bilgi toplamaya değil, karşıdaki kişinin düşünmesine ve farklı seçenekleri görmesine de yardımcı olabilir.
Şunları değerlendirebilirsiniz:
Daha açık ve güçlü bir soru nasıl sorabilirim?
Sorularım karşımdakinin düşünmesini mi sağlıyor, yoksa onu belirli bir cevaba mı yönlendiriyor?
Sorduğum soru, dinlediğim konuyla gerçekten ilgili mi?
Daha kapsamlı bir cevap alabilmek için sorumu nasıl değiştirebilirim?
3. Ay: Seslerin duyulmasını sağlayın
Üçüncü ay, çevrenizdeki insanların görüşlerini ne ölçüde ifade edebildiğine bakın. Toplantılarda sürekli konuşanların yanı sıra sessiz kalanları da fark edin.
Kendinize şunları sorabilirsiniz:
Ekipte sesi yeterince duyulmayan biri var mı?
İnsanların görüşlerini açıklamasını engelleyen koşullar neler?
Farklı görüşlerin ifade edilmesini nasıl kolaylaştırabilirim?
İnsanlara söylediklerini duyduğumu nasıl gösterebilirim?
Kendi sesimi doğru zamanda ve uygun biçimde duyurabiliyor muyum?
4. Ay: Dinlediğinizi gösterin
Dördüncü ay yalnızca duymaya değil, anlamaya ve bunu karşı tarafa göstermeye odaklanın. Birini anlamak ile ona anlaşıldığını hissettirmek aynı şey değildir.
Şu sorular yardımcı olabilir:
Dinlerken dikkatimi ne ölçüde karşımdaki kişiye verebiliyorum?
Cevap hazırlamak için mi, anlamak için mi dinliyorum?
Karşımdaki kişiye onu dinlediğimi nasıl gösteriyorum?
Sözlerin arkasındaki duygu ve ihtiyacı fark edebiliyor muyum?
Daha iyi dinlememi engelleyen alışkanlıklarım neler?
5. Ay: Yanlış anlamaları araştırın
Beşinci ay iletişimde ortaya çıkan yanlış anlamalara odaklanın. Yanlış anlaşılmayı yalnızca karşı tarafın hatası olarak görmek yerine, mesajınızın nasıl algılandığını da araştırın.
Kendinize şunları sorabilirsiniz:
En çok hangi durumlarda yanlış anlaşılıyorum?
Söylediğim ile karşı tarafın anladığı arasındaki fark neden oluşuyor?
İletişimimde neyi daha açık ifade edebilirim?
Ben de başkalarının söylediklerini yanlış yorumluyor olabilir miyim?
Anladığım şeyi kontrol etmek için ne sorabilirim?
6. Ay: Tepkilerinizi inceleyin
Altıncı ay boyunca güçlü veya alışılmış tepkilerinizi gözlemleyin. Özellikle belirli kişilere veya durumlara diğerlerinden farklı tepki verdiğiniz anları fark etmeye çalışın.
Şu sorular üzerinde düşünebilirsiniz:
Bu kişiye neden diğerlerinden farklı tepki veriyorum?
Tepkimi ne tetikliyor?
Bu tepki neye hizmet ediyor?
Tepkimin altında hangi ihtiyaç, kaygı veya beklenti bulunuyor?
Otomatik tepki vermek yerine nasıl daha bilinçli karşılık verebilirim?
7. Ay: Stres içindeki katkınızı görün
Yedinci ay stresli durumları ve bu durumlar içindeki kendi rolünüzü inceleyin. Amaç stresi tamamen ortadan kaldırmak değil, onu artıran veya azaltan davranışlarınızı fark etmektir.
Kendinize şunları sorabilirsiniz:
Hangi durumlar beni daha fazla strese sokuyor?
Stresli ortamın oluşmasında benim davranışlarımın payı var mı?
Gerginliği azaltmak için ne yapabilirim?
Baskı altında iletişim biçimim nasıl değişiyor?
Daha sakin ve işlevsel kalabilmek için neye ihtiyacım var?
8. Ay: Katkıları görünür hâle getirin
Sekizinci ay ekip arkadaşlarınızın sağladığı katkıları fark etmeye odaklanın. Yalnızca ortaya çıkan sonucu değil, o sonuca ulaşmak için gösterilen çabayı ve geçirilen süreci de değerlendirin.
Şunları araştırabilirsiniz:
Kimlerin katkısını yeterince göremiyorum?
Sonucun arkasında nasıl bir emek ve süreç bulunuyor?
Katkıları zamanında ve somut biçimde takdir ediyor muyum?
İnsanların daha fazla katkı sağlaması için nasıl bir ortam oluşturabilirim?
Başarıyı ekip içinde nasıl daha görünür ve paylaşılır hâle getirebilirim?
9. Ay: Cesaret gösterin ve cesaretlendirin
Dokuzuncu ay, zor fakat gerekli konuşmaları yapmak, görüş belirtmek, hata ihtimalini kabul etmek ve başkalarının da sesini çıkarabilmesini sağlamak üzerine çalışın.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
Hangi konuda daha cesur davranmam gerekiyor?
Beni durduran nedir?
Başkaları benim yanımda ne ölçüde açık ve cesur olabiliyor?
İnsanların farklı görüşlerini güvenle paylaşabilmeleri için ne yapabilirim?
Cesaretimi artırmak için hangi desteğe veya hazırlığa ihtiyacım var?
10. Ay: Bakış açınızı değiştirin
Onuncu ay olayları hangi konumdan değerlendirdiğinizi fark edin. Bir duruma yalnızca kendi açınızdan değil, karşınızdaki kişinin ve bütün ekibin açısından da bakmayı deneyin.
Şu sorular yol gösterici olabilir:
Bu duruma hangi konumdan bakıyorum?
Yalnızca kendi ihtiyaç ve beklentilerime mi odaklanıyorum?
Karşımdaki kişinin bakış açısından ne farklı görünebilir?
Duruma “ben”, “sen” ve “biz” açısından baktığımda ne değişiyor?
Farklı bir bakış açısı kararımı nasıl etkileyebilir?
Her ay aynı çalışma döngüsünü uygulayın
Seçtiğiniz beceriyi yalnızca düşünmek yerine gündelik çalışma hayatında gözlemleyin ve deneyin:
Ayın başında geliştirmek istediğiniz davranışı tanımlayın.
Bu davranışı kullanabileceğiniz durumları belirleyin.
Ay boyunca yaşadığınız örnekleri kısa notlarla kaydedin.
Güvendiğiniz kişilerden somut geri bildirim isteyin.
Ayın sonunda nelerin değiştiğini ve neyi sürdürmek istediğinizi değerlendirin.
On ayın sonunda kusursuz bir yönetici olmayacaksınız. Ancak davranışlarınız, ilişkileriniz ve oluşturduğunuz çalışma ortamı hakkında daha güçlü bir farkındalık geliştirebilirsiniz.
Değişim, on beceriyi bir anda öğrenmekle değil, her ay bir davranışı dikkatle gözlemlemek, denemek ve geliştirmekle başlar.




Yorumlar